Halkbank ile ilgili gelişmeler devam ederken, ABD Adalet Bakanlığı’nın New York Güney Bölge Savcılığı ile imzalanan “Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması” kapsamındaki 90 günlük süre içerisinde bir ay geride kaldı. Bu anlaşma doğrultusunda, Halkbank’ın uluslararası işlemleri Amerikalı denetçiler tarafından titizlikle izleniyor. Bankanın belirli şartları yerine getirmesi gerektiği de anlaşmanın önemli bir parçasını oluşturuyor.
Halkbank’ın denetim altına alınmış olması, “kayyım” tartışmalarını da beraberinde getirdi. ABD tarafından bağımsız bir denetçi-izleme görevlisi atanmasının, bankanın yönetimine el konulması anlamına gelmediği, aksine anlaşmanın şartlarının uygulanmasını sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir mekanizma olduğu belirtiliyor. Anlaşmanın hükümlerine uyulması durumunda, davanın düşme ihtimali gündemde.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, ABD’nin Halkbank davasını bir koz olarak kullandığını ifade etti. Öte yandan, ABD Senatosu’nda bazı senatörler, Halkbank hakkındaki ceza davalarının düşürülmesi kararına itirazda bulundu ve bu kararın, Başkan Donald Trump’ın geçmiş ticari ilişkileri ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile olan özel bağlantılarının etkisi altında olup olmadığını sorguladılar. Bu durum, Halkbank davasının uluslararası ilişkilerdeki yansımalarını da gözler önüne seriyor.